Konya’da Bir Köy: Sille

Eğer Konya’ya gezmeye gelmişseniz muhakkak görmeniz gereken yerlerden birisidir Sille. Yok, zaten Konya’da yaşıyorum. Hafta sonu ailemle, arkadaşlarımla gezecek yer arıyorum diyorsanız da burası bence listenizin en başında yer almalı.

Tamamı sit alanı içerisinde olan eski bir Rum köyü Sille. Hristiyan Rumların inançlarını yaşayabilmeleri için hatta ve hatta başka bir cemaatle olan tatsızlıklar sebebiyle karşı karşıya gelecek şekilde 1800 yıl önce yaptıkları mağaralara bakarak tarihin tozlu sayfaları arasında çoktan yer almış olmasını beklerdik. Neyse ki 3 yıl süren bir restorasyonun ardından üzerinde biriken tozları alınmış bir şekilde turistik bir mekan haline geldi.


Sille’ye giderken girişte sol tarafınızda bir mezarlık, sağ tarafınızdaysa kamelya çardakların yer aldığı bir piknik alanı ve çocuk oyun parkı bulunuyor. Eğer hazırlıklı gelmişseniz burada durup kahvaltınızı yapıp, çayınızı içebilirsiniz. Dilerseniz de mangalınızı yakarsınız.

Sille Çarşısı, Sille Subaşı

Biraz ilerisindeyse Sille Çarşısı başlıyor. Çarşı girişinde büyükçe bir konak ve karşısında seyyar mısırcılar, simitçiler, çömlekçiler yer alıyor. Buradan közlenmiş mısır alarak yolunuza devam etmeniz tavsiyedir.

 Sağınızda Safranbolu evlerini andıran eski yapılar mevcut. Kimisi hediyelik eşya dükkanı, kimisi soluklanabileceğiniz, buz gibi limonata içeceğiniz bir çay bahçesi tadında, kimisi restoran, kimisi kahvaltı mekanı, kimisiyle yörede sac böreği olarak bilinen gözlemeci.


Aynı zamanda solunuzda Sille Barajından gelen suyun geçtiği restore edilip fıskiyelerle süslendiği bir kanal yer alıyor. Kafanızı solunuzdan birazcık tepeye doğru kaldırırsanız mezarlıkların devamında yer alan az önce de bahsettiğim 1800 yıllık tarihiyle mağaraları göreceksiniz. Muhakkak o mağaralara tırmanmaya çalışan maceraperest birkaç kişi de girecek görüş açınıza.

Ama kafanızı devamlı aynı yere çevirip dalmış bir şekilde yürümeyin. Bu uyarıyı yapıyorum çünkü, dalma ihtimaliniz var hipnoz edici manzaralarıyla. Peki neden yapıyorum bu uyarıyı? Çünkü siz dalmış yolun ortasından yürürken arkanızdan gelen faytonun sesini duymamanız durumunda atların nefesini ensenizde hissedebilirsiniz. Umarım sadece nefesini hissetmekle kalır ve yolunuza devam edersiniz J

Kültürü

Siz bu yolda yürürken köy camisini göreceksiniz yine solunuzda. Oldukça eski bir cami. İçerisine girip ahşap kokusunu ciğerlerinizde hissetmenizi öneririm. Küçük bir cami olmasına rağmen mistik bir havaya sahip. Caminin hemen yan tarafında köy kadınlarının çalıştığı minik bir Pazar kuruluyor. Tezgah olarak kullandıkları yerler ahşap birer kulübe aslında. Burada rengarenk çiçekler, hediyelik eşyalar ve yöresel ürünler bulabilirsiniz.

Sille’de yer alan işletmeler genellikle minimal bir yapıya sahip ve köy halkı tarafından işletiliyor. Çay içip birer gözleme yemek için girdiğiniz bir dükkanda teyzenin üstünü başını biraz toparlayıp evinden çıkıp sizinle ilgilendiğini görmeniz çok olası. Eski konaklardan çevrilmiş birkaç tane butik otel ve restoran var.

Siz yürürken elinizden hiç düşürmeyeceğinize emin olduğum fotoğraf makinalarınız, kameralarınız ve telefonlarınızla alacağınız görüntülerden dolayı size uyarıda bulunacak işletme sahipleriyle umarım karşılaşmazsınız. Siz tam fotoğraf çekecekken arkanızdan birisi gelip “bu sokakta, bu dükkanın önünde fotoğraf çektirmek yasak” diyerek sizi ikaz edebilirler. Olaki böyle bir durumla karşılaştınız, fotoğraf çekmek için ısrarcı olmak yerine bir üst sokağa geçip fotoğraf çekinmenizi öneririm. Çünkü hangi birisiyle tartışmaya gireceksiniz değil mi? J

Sille Çarşısı’nın bitiminde bir köprü yer alıyor, köprü başında da çok çok eski bir çeşme. Bu çeşmede elinizi yüzünüzü yıkayıp ferahlayın. Suyundan için, hatta yanınızda zaten suyunuz varsa onu dökün, buradan doldurup köprüden öyle geçin.

Aya Eleni Kilisesi

Köprüden geçtikten sonra yine köklü bir tarihe sahip olan Aya Eleni Kilisesi sizi karşılayacak. Selam vermeyi, ziyaret etmeyi unutmayın. Şayet hatırı sayılır bir tarihi var.
Hz. İsa Peygamber’in doğumunun 327. yılında Bizans’ın imparatoru Konstantin’in annesi Helena, hac için Kudüs’e giderken Konya üzerinden geçmiş ve burada yer alan ilk Hristiyanlık çağlarına ait oyma mabetleri (bahsettiğim mağaraları) görmüş ve çok etkilenmiş. Burada yaşayan insanları da çok sevmiş, bu yüzden biraz burada konaklamış. İyi geçinmiş yöre insanıyla. Gitmeden önce de buradaki Hristiyanlara Sille’de bir mabet yaptırma kararı almış.
Yani demem o ki, önünden geçip gitmektense burada durup Aya Eleni Kilisesi’ni ziyaret etmelisiniz. Burada asırlar boyu çeşitli tamir işlemleri görerek bugünlere gelmiş kilisenin duvarlarında bir tamirat kitabesini göreceksiniz. Siz “acaba ne yazmışlar burada” diye düşünürken, belli mi olur belki de Helena’nın burada kaldığı zamanlarda bu duvarlarda yankılanan sesini duyarsınız.

Mağaradaki Restoran

Kilise’den çıktıktan sonra uğrayabileceğiniz bir yer daha önerebilirim. Eğer yol boyu gördüğünüz tepelerdeki mağaralara ulaşmak için tırmanan insanları görüp haklı olarak “amaan mağara işte, sanki bir şey görecekler içinde” diye düşündüyseniz bu önerime kulak vermelisiniz. Kiliseye çok yakın bir konumda (yürüyerek 1 dk) bir restoran var.

Betondan duvarları yok. Açıkta da değil. Yazdıklarım bilmeceye dönüşmeden olaya geleyim. Restoran bir mağaranın içerisinde. Eğer hafta içi gelmişseniz burada açık büfe kahvaltı yapabilirsiniz. Ama hafta sonu gelmişseniz pek önermem, çünkü çok fazla insan hafta tatillerinde kahvaltı yapmak için buraya gelmiş oluyor. Üzülmeyin, hafta sonu gelmişseniz de birer çay içebilirsiniz. Bir insan hayatında kaç kere mağarada çay içer ki?
Sille, adeta büyülü bir yer gibi. Mistik bir havaya hakim. İşletme sahipleri birer işletmeciden ziyade orada yaşayan köylüler olduğu için samimi bir tavırla karşılanıyorsunuz. Normalde cafe ve restoranlarda, dükkanlarda karşılandığınız gibi yapmacık bir saygı gösterisi görmüyorsunuz.
Yazıyı daha fazla uzatmama gerek yok. Bence sizi, Konya’da gezilecek güzel yerleri araştırmanıza daha fazla gerek kalmayacak dozda Sille’ye uğramanız için ikna edebildiğimi düşünüyorum. Muhtemelen ziyaretiniz sırasında ara sokaklardan ziyade hareketliliğin olduğu çarşı kısmında gezeceksinizdir. Sille Çarşısı bir koridor gibi düşünülebilir. Hafif bir kıvrımla düz bir şekilde ilerlersiniz.

Bu yolun uzunluğunuysa şu şekilde açıklayabilirim. Ortalama bir insanın ortalama bir yürüme temposuyla 10 dakikada yürüyerek bitirebileceği uzunlukta. Ama siz buraya gezmek için gelmişseniz bu yol 1 saati bulabilir.

Siz Sille’ye geleceğiniz tarihi planlamakla meşgul olurken ben de Gezilecek Güzel Yerler arşivime bir yenisini daha katacağım bir güzel yer düşüneyim. O kadar çok seçenek var ki, insan hangisine öncelik vereceğini şaşırıyor.
Görüşmek üzere!

Konya’da Bir Köy: Sille Konya’da Bir Köy: Sille Reviewed by turkmustafa on 00:44 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.